MESLEK EĞİTİM  KURSLARI

ÖNEMLİ DUYURU...Halkla İlişkiler Kurs kayıtları Başladı...Tüm sosoyal hizmetler çocuk esirgeme kurumuna  sertifikalı çocuk gelişimciler alınacaktır müracatınızı bizat kuruma yapmanız gerekiyor ,,, Yeni dönem kayıtlarımız devam ediyor KURSUMUZ kontenjanımız sınırlıdır....  zihinsel engellilere yardımcı eğitmanlik kursu kayıtları devam ediyor .....0216 450 0 666 0555 986 71 02-03
ÇOCUK GELİŞİMİ KURSU
 
  ANA SAYFA
  ONLİNE KAYIT (indirimli)
  ZİYARETÇİ DEFTERİ
  Hasta ve Yaşlı Bakımı Kursu
  Atatürk Köşesi
  Halkla İlişkiler Kursu
  Çocuk Gelişimi Eğitimi Kursu
  Takı Tasarım Kuyumculuk
  Hızlı Okuma Hafıza Teknikleri Kursu
  KİŞİSEL GELİŞİM MERKEZİ
  Temizlik ve Temizlik Yönetimi Kursu
  Bakım Elemanı Kursu(Engelli bireyler 390 saat)
  Özel Eğitim Alanında Yrd Eğitmenlik Kursu
  İnsan kaynakları Kursu
  Eğitim Kadromuz
  Hakkımızda
  Misyonumuz-Vizyonumuz
  KURS ÜCRETLERİ
  DÖNEM BAŞLAMA TARİHLERİ
  MEB Teşekkür Belgesi
  Sertifika Örnekleri
  Okul Öncesi Eğitimin Önemi
  El-işi Çalışmaları
  Resimler
  Marka Tescil Belgesi
  Videolar
  Basında Bahariye
  Çocuk gelişimciler 5 çayı
  Referanslar
  Sevda Özer Makaleleri
  Aysun Erol Makaleleri
  Çocuk-Ergen Psikolojik Danışmanlık
  WISC – R zeka testi başlamıştır
  DENVER-2 GELİŞİMSEL TARAMA TESTİ YAPILIR
  Broşur İndir
  Duyurular
  Reklamlar
  DİĞER KURSLARIMIZ
  ZİYARETÇİ DEFTERİ
  İLETİŞİM
 
 
 
GELECEĞİN
MESLEK
KURSLARI
İÇİN
ACELE
EDİN...

 

 
İSTATİSTİK
 
 

 

 
 

 

Merkezimizde bulunan çocuk ve ergen psikologumuz Aysun EROL tarafından aşağıdaki konularla ilgili psikoterapi seansları düzenlenmektedir. Randevu almak için (0216) 450 0 666 numaralı telefondan bizlere ulaşabilirsiniz.

 
DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU
 

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) aşırı hareketlilik, kısa dikkat süresi ve dürtüsellik ile karakterize bir bozukluktur.

DEHB ve Öğrenme Güçlüğü

Hiperaktif çocuklar da okulda en az diğer arkadaşları kadar başarılı olabilirler. Bir çocuğun hiperaktif olması onun yeterince zeki olmadığı anlamına gelmez. Bu çocuklar düzensiz ve dikkatsiz olabilirler, fakat bu onların öğrenme yeteneklerinin olmayışından değil, hiperaktiviteden kaynaklanmaktadır. Göz önünde bulundurulması gereken hususlardan biri; DEHB'li çocukların önemli bir bölümünün öğrenme güçlüğü de çektiğidir. Genel zekâ testlerinden elde edilen verilere göre bu çocukların normal bireylerin çok gerisinde olmadıkları anlaşılmaktadır. Ancak bunlarda öğrenme güçlüğünden kaynaklandığı varsayılan akademik başarısızlıklar daha belirgindir

DEHB İle İlgili Olarak Her Öğretmenin Bilmesi Gerekenler

  1. DEHB bütün dünya çocuklarının %5’inde görülmektedir.Nörobiyolojik bir bozukluktur.
  2. Farklı üç tipi vardır.
  3. Tüm DEHB’si olan öğrenciler birbirlerine benzemezler
  4. Diğer bozukluklar ile birlikte görülme olasılığı vardır: Özel öğrenme güçlüğü, karşı koyma-karşı gelme bozukluğu, anksiyete, depresyon, davranım bozuklukları vs.
  5. Bir çok çocuk için ilaç oldukça etkilidir.
  6. Yaşa-uygun gelişimsel becerilerde 2-4 yıllık bir gerileme olabilir.
  7. Ergenlikte DEHB tümüyle kaybolmaz.
  8. Bazı davranışları, nörotransmitterlerdeki yetersizliklere bağlıdır

Öneriler

          Sorunu çözebilmek için öncelikle sorunun varlığını kabullenin.

          Çocuğunuza karşı aşırı otoriter veya aşırı hoşgörülü davranmayın.

          Çocuğunuzun günlük yaşantısındaki aktiviteleri(kahvaltı, oyun, yemek, uyku saatleri gibi) mutlaka planlayın.

          Aşırı kalabalık ortamlardan mümkün olduğunca uzak tutun.

          Asla şiddet uygulamayın.

          Çocuğunuzla sık sık göz teması kurun.

          Talimatlarınızı ve isteklerinizi kısa cümlelerle ifade edin. Aynı anda birden fazla şey istemeyin. Örneğin; Kıyafetini değiştir, daha sonra elini yüzün yıka ve dersini yap gibi.

          Olumlu davranışlarını mutlaka pekiştirin. Bunun için puan kartları(her olumlu davranış için 5 puan gibi) veya tablo işaretlemelerini(her olumlu davranış içi bir tane bir yıldız atma gibi) kullanabilirsiniz.

          Çocuğunuzun doktoru ve öğretmeni ile mutlaka işbirliği içerisinde olun.

          Çocuğunuzu sportif faaliyetlere yönlendirin

 

          KARDEŞ GEÇİMSİZLİĞİ

          Anababaların bütün çocuklarını eşit derecede sevdikleri iddiası şüphesiz doğrudur. Ne var ki, hepsine eşit davrandıkları kesinlikle doğru değildir. Çoğu kez en büyük çocuklarına, ondan daha “akıllı” olmasını, büyüklük göstermesini, küçük kardeşlerine karşı sorumluluk almasını ve kendisine yetmesini bekleyerek fazla yüklenirler. En küçük çocukları söz konusu olduğundaysa, sıklıkla şu bahaneye başvururlar: “O daha küçük, henüz anlamıyor”. Bu, büyük olasılıkla ilk doğan çocukları aynı yaştayken kullanmayacakları bir bahanedir, zira o, kardeş(ler) gelince “büyük” rolünü üstlenmek zorunda kalmıştır.

          Kısacası her çocuğa, kardeş konumundan bağımsız olarak, içinde bulunduğu yaşa ve gelişimsel dönemine göre davranmak gerekir. Çocuklar, kardeşlerinin yaşından ötürü ayrıcalık elde ettiği izlenimini edinirlerse, onu taklit etmeye başlarlar. Ailenin büyük çocuğu birden küçük bir çocuk gibi davranmaya başlar, en küçük çocuk da “büyüğü” taklit eder. Bunu yapmaları yasaklanırsa ya da bu konuda onlara kızılırsa, çoğu kez hayalkırıklıklarını hırçınlık yaparak kardeşlerinden çıkarırlar.

          En büyük çocuğunuzdan bir konuda özveride bulunmasını ya da başkalarını da düşünmesini istemek zorundaysanız, “daha büyük olduğun için” gerekçesini kullanmaktan kaçının. Bu gerekçe çocuk için mantıklı değildir. Yalnızca kendini ihmal edilmiş hisseder ve başkalarını düşünmenin gerçek anlamını kavrayamaz. Onun yerine aile birliği içinde karşılıklı yardım üzerinde durun.

          Kardeşler arasındaki kıskançlık ve kavgaları azaltabilir ama engelleyemezsiniz. Rekabet ve güç karşılaştırılmaları bir dereceye kadar normaldir. Kardeşler arasındaki kavgaya karışmayın. Kesinlikle yargıç rolü üstlenmeyin. Yalnızca bir çocuk ya da bir eşya tehlikedeyse araya girin. Herhangi bir yargıya varmaksızın, “Çok kızgınsın.” ya da “Canın sıkıldı.” Diyerek kavgacıların duygularına seslenin. Sonra da çocukları ayırarak başka şeylere yönlendirmeye çalışın.

          Ne var ki çocuklarınız ortalamanın üstünde bir sıklıkla kavga ediyorlarsa, her birine diğerinde kendisini neyin rahatsız ettiğini ve neyin hoşuna gittiğini sorun. Birlikte etkili önlemler belirleyin.

          Kavga kopmak üzereyken, örneğin çocukların daha önce belirledikleri komik bir işaretin yardımıyla, onlara nasıl davranmaları gerektiğini hatırlatacak hoş bir uyarıya başvurabilirsiniz.  Ekleme: Bunu şu şekillerde yapabilirsiniz: Kısa süre içinde kavgaya son vermeyi ya da en azından hafifletmeyi başarırlarsa, bir oyun ya da öykü seçmelerine izin verebilirsiniz. Uyarı işaretine kayıtsız kalırlarsa, kendi kendinize konuşarak, oyuncak bebeğe ya da ayıya kavga bittiğinde ne güzel olacağını, onlarla neler oynayabileceğinizi anlatın. Böylece, kavgaya doğrudan müdahale etmeksizin onları yavaşça istenen davranışa yönlendirirsiniz. Ancak ondan sonra kavgadan söz edilebilir ve programı yeniden ele alabilirsiniz.

          Kavga sıklığı azalınca programa yavaş yavaş son verilir.

 

    KEKEMELİK

Psikolojik streslerin yoğun bulunduğu durumlarda artar (sınav kaygısı, çekinilen kişilerle konuşma zorunluluğu, korku, endişe duyguları yaratan ortamlar). Konuşma çok yavaş veya çok hızlı olabilir. Genellikle şarkı söyler, şiir okurken kekeme olmaz. Ağır durumlarda tekrarlayan vücut hareketleri konuşmaya eşlik eder. Örneğin elini dizine ya da masaya vurma, ayağını yere vurma, başını sallama, gözlerini kırpma gibi.

               

Ses, hece ve sözcüklerin tekrarı, uzatılması ya da konuşmanın akışını kesen duraklamalar şeklinde kendisini gösteren bir konuşma bozukluğudur.

Genellikle 12 yaşından önce, çoğunlukla 2-7 yaşları arasında başlar.

                Erken yaşta başlayan geçici kekemelik durumlarında aile, çocuğa düzgün konuşmak için baskı yapmamalı, çocuğun kendi konuşmasına fazla dikkat göstermesine yol açılmamalıdır.

Kekemeliğin başlamasında korku en büyük rolü oynamaktadır.

Yayınlarda kekemeliğin oluşunda ailesel genetik bir yatkınlık kabul edilmektedir. Bundan başka bazı yayınlara ve gözlemlerimize göre kekeme çocukların anne ve babalarında obsesif-kompulsif  kişilik özelliklerine, hatta nevroza sık rastlanmaktadır.

Tedavi

                Çocuğun düzgün konuşması için sürekli zorlanmaması, konuşurken sabırla dinlenmesi, konuşmasının kesilmemesi; zaten kolaylıkla oluşan yetersizlik duygusunu pekiştirici tutumlardan (alay etme, utandırma, zorlanma gibi ) kaçınılması gerekir.

AYRILIK KAYGISI VE OKUL FOBİSİ

Okul fobisi çocuğun okula giderken annesinden ayrılmaya karşı gösterdiği bir çeşit ayrılma kaygısına bağlı olarak gelişir. Yani okul korkusunun kaynağı anneden ayrılmadır.

Okul fobisi olan çocuklar okula olan isteksizliklerini bedensel sıkıntıları olduğunu ifade ederek anne babayı okula gitmeme konusunda ikna etmeye çalışır. Çocukta görülen mide bulantısı, karın ağrısı gibi şikayetler okula gitmemeye karar verilmesiyle kaybolur.

Çocuğun okul fobisi aşırı bağımlı ve yalnız kalmak istemeyen bir annenin çocuğuna karşı takındığı tutumdan kaynaklanabilmektedir. Ayrıca tüm istekleri karşılanan bir çocuğun her yerde aynı şekilde isteklerinin karşılanmasını beklemesi de onu sıkıntıya sokar.Bununla birlikte anne babanın hastalığı, evde yangın ve hırsızlık, yeni kardeşin eve gelmesi, yakın çevredeki ölüm, anne babanın boşanması, okul değişikliği, okuldaki arkadaşlık ilişkilerindeki bozukluk, okulu sevmeme, evdeki yaşamıyla ilgili bir güvensizlik durumu da  okul fobisinin nedenleri içindedir.

Okul Fobisinin Oluşmasını Engellemeye Yönelik  Öneriler

          Çocuğun okula gitmek istememesinin nedenlerini araştırın.

          Çocuğa karşı tutumlarda aşırı koruyucu ve esnek olunmamalıdır.

          Çocuğun bağımlı olduğu ebeveyn yerine okula diğer ebeveynin götürmesi veya okul servisi ile gitmesini sağlayın.

          Çocuk okulda olduğunda kaygılandığı her ne ise o konuda belli bir güven kazandırılmaya çalışılmalıdır.

          Okula gitmediği için çocuğu suçlamaktan kaçının.

          Okula gitme konusunda aile üyelerinin kararlı ve ısrarlı olması gerekir.

          Çocuğun okula gitmek istememesinde gerçekte organik kökenli bir rahatsızlık olup olmamasına dikkat edin.

          Okul ortamı çocuk için okul fobisi yaratıyorsa o zaman öğretmen sınıf içi etkinliklerini çocukların düzeyine uygun ve zevkli olmasına dikkat etmelidir.

          Öğretmen çocuğun sınıf içinde mutlu olabilmesi ve sınıf ortamına katılımının sağlanması için destek olmalıdır.

          Öğretmen çocuğa karşı anlayışlı olmalı ve zorlayıcı tutumlardan kaçınmalıdır.

          Öğretmen çocuğu okula biraz alıştırdıktan sonra ona görevler vererek önemini ve işlevini vurgular.

          Okul fobisi olan çocukların annelerinin de okula gelmeleri ve çocuk kendini rahat hissedene kadar sınıfta kalmaları sağlanabilir.

          Çocuğun okulda kalma süresi önce bir saat, sonra yarım gün, sonunda tam gün olarak kademeli şekilde arttırılabilir.

          Her türlü olumlu ve olumsuz duygunun sınıfta paylaşılmasına olanak sağlanmalıdır.

          Öğretmenin çocuklar arasında kıskançlık ve düşmanlık duygularını körüklememesi için bir öğrenciyi sınıfın gözdesi haline getirmemesi gerekmektedir

 

 

 

 

 
bahariye@ehliyet.com.tr
Yazılım & Hosting   Cankat.Net